Afrika'nın Atları: Bir Evrimsel Başarı Hikayesi

18 Temmuz, 2020
Afrika'nın atları tarih boyunca pek çok değişiklik geçirdi. Bugün istilacı bir tür olarak görülüyorlar. Ancak bu, çok sayıda hayran kazanmalarını engellemiyor. 

Afrika denince insanların aklına genellikle aslan, gergedan ve zürafa gibi egzotik hayvanlar gelir. Ancak, Afrika atlarının da zengin ve ilginç bir geçmişi vardır. Yaşadıkları evrimsel değişim, bir hayvanın gelişip nasıl yeni ve zorlu bir araziye uyum sağlayabileceğinin önemli bir örneğidir.

Bu yazıda özellikle berberi atına odaklanarak Afrika atlarının tarihi hakkındaki her şeyi anlatacağız.

Afrika’nın atları: Berberi atı

Berberi atı, Afrika’nın en iyi bilinen at ırklarından biridir. Güçleri ve uyum yetenekleri bu atların hızla Mağrip boyunca yayılmaları anlamına geliyordu. Çoğu, genelde Kuzey Afrika’nın orta bölgelerinde yaşayan yerel aşiretler tarafından evcilleştirildi.

Afrika mitolojisinde berberi atının doğuşu etrafında dönen pek çok hikaye ve inanış vardır. Ancak aslında onların kökenleri hakkında çok az şey biliyoruz. Bazı uzmanlar atalarının buzul çağından sağ kurtulan vahşi atlar olabileceği sonucuna vardılar.

Efsaneye göre bu “yarı vahşi” atlar antik Berberi bölgesine (günümüzde Cezayir’den Libya sınırına kadar uzanan bölge) gelen Araplar’ı büyülemişlerdi.

Bu atların güçleri, zerafetleri, çeviklikleri ve dayanıklılıkları nedeniyle büyülenen Araplar bu atları ordularında kullanmaya karar verdiler. Bu vahşi atları kendi arap atlarıyla çiftleştirmeye başlamaları uzun sürmedi. Böylece ilk “melez” tür doğdu ve onlar büyük ihtimalle günümüzdeki Arap atını da etkilediler.

atlı savaşçılar berberi

Berberi atının savaş geçmişi

Avrupa’yla ilişkili stratejik konumu nedeniyle Kuzey Afrika tarih boyunca birçok kanlı savaşa sahne oldu. 1950’lere kadar insanlar savaş alanında berberi atlarını sık sık kullanırlardı.

50’li ve 60’lı yıllarda Kuzey Afrika’daki çatışmalar azalmaya başladığında bu atlar aniden kendilerini, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya buldular. Normalde seyahat için kullanılmadıkları ve bitmek bilmeyen savaşlar ve kötü toprak koşulları tarım faaliyetlerinin sınırlı olduğu anlamına geldiği için berberi atlarının sayısı önemli ölçüde düştü.

Cezayirli bir at yetiştiricisi tarafından başlatılan bir girişim sayesinde işler düzelmeye başladı. 1987’de Mondiale du Cheval Barbe (Dünya Berberi Atlar Organizasyonu) örgütünü kurdu. Ancak bugünün berberi atları, daha büyük ve daha sağlam fizikleriyle atalarından çok farklı görünüyorlar.

Afrika’nın atları: Namib çöl atı

Önceleri Namib çöl atlarına yerel florayı ve faunayı bozma ihtimali olan istilacı bir tür gözüyle bakıldı. Hatta bu atların itlaf edilip edilmemesi konusunda bir tartışma bile vardı.

Ancak atların bu yeni ve zorlu araziye uyum sağlama becerisi hem yerlilerin hem de bilim adamlarının dikkatini çekti. Bu “akıncı” atlar çöl ortamında hayatta kalmayı başaran birkaç at türünden biridir.

namibya at

Bir dizi çalışma ve test yapıldıktan sonra, bilim insanları, uyum sağlama yeteneklerinin bu atların vücudundaki çeşitli morfolojik ve fizyolojik değişikliklerin sonucu olduğunu gözlemlediler.

Evrimsel değişim: Fiziksel değişiklikler

Morfolojilerini analiz ederseniz Namib çöl atlarının standart Afrika atından daha küçük olduğunu göreceksiniz. Ayrıca sahip oldukları verimli böbrek fonksiyonu daha az idrar ürettikleri anlamına gelir. Yani diğer ülkelerdeki atlardan çok daha az suya ihtiyaç duyarlar.

Bu müthiş evrimsel dönüşüm, uzmanların, iklim değişikliğinin hayvanların, özellikle de memelilerin üzerinde nasıl bir etkisi olacağını merak etmelerine yol açmıştır.

Peki, atın bünyesi, başka zorlu yaşam alanlarında da hayatta kalmasına yardımcı olabilir mi? Bu karmaşık soruların cevaplarını henüz bilmiyoruz. Ancak Afrika atının tarihi ve müthiş adaptasyonunu göz ardı etmek de mümkün değil.

Bu arada Afrika’nın “istilacı” atları, Namibya ve çevresinde turist çeken popüler hayvanlar haline gelmişlerdir. Günümüzde sayıları artıyor. Şu anda 300’den fazla hayvan var. Bu atlar, meraklı gözlerle sürekli onları izleyen izleyicilerin varlığına da her zaman olduğu gibi iyi adapte olmuş durumdalar.