Başkır Atı: Gizemli ve Hipoalerjenik

28 Kasım, 2019
Her ne kadar atların tüm çeşitleri görüntüleriyle fark yaratsa da, başkır atları, yeleleriyle son derece kendine özgü bir görüntüye sahip.

Atlar, çok görkemli hayvanlar. En çarpıcı özelliklerinden birisi ise her türlü renk ve desende karşımıza çıkabilecek olan tüy ve yeleleridir. Bu tüy ve yelelerin de başkır atı ırkını bu kadar farklı bir ırk haline getiren özelliği: Yün gibi olan tüy ve yeleleri hiçbir diğer ırka benzemez.

Bu muhteşem hayvan ile ilgili ve tarihçesi ve temel özellikleri ile ilgili daha fazla şey keşfetmek için okumaya devam edin.

Başkır atı kökenleri: kısa bir tarihçe

Başkır atlar, diğer dillerde bakır kıvırcığı veya kıvırcık at veya sadece kıvırcık anlamına gelen isimlerle de anılıyor. Köklerinin nerede olduğuyla ilgili tartışmalar hala devam ediyor. Bazı araştırmacılar İberya kökenli olabileceklerini savunurken, diğer bazı araştırmacılar ise ABD’de bulunan Rocky Mountains bölgesi kökenli vahşi hayvanlar olduklarını ifade ediyorlar.

Ayrıca, bu türün bizim tahmin ettiğimizden çok daha yaşlı olabileceğine yönelik değerlendirmeler de bulunuyor. Bu değerlendirmelerden birisi, başkır atı cinsinin ikinci yüzyılın başlarından itibaren doğada görülmeye başladığına yönelik, ancak bu bulguların ne kadar doğru olduğunu tabii olarak bilemiyoruz.

Ayrıca, Kral Taizong’un atlarından birinin de yelelerinin kıvırcık olması sebebiyle benzersiz olduğuna dair çeşitli dokümanlar bulunuyor. Hikayeye göre, atın adı da, bu özel görünümüne binaen, Quanmaogua (kıvırcık) olarak konulmuş.

İşte size bir çarpıcı gerçek daha: Eğer kralın mezarını ziyaret ederseniz (şimdilerde oldukça popüler bir anıt mezar), atlarından bazılarına ait kabartmaları görebilirsiniz. Bu kabartmalar, M.S. 636-649 yılları arasında meydana gelen savaşta bindiği atları temsil ediyor.

Başkır atının tüyleri onu soğuklara karşı koruyor.

Bundan uzun yıllar sonra,  başkır atı, Charles Darwin’in çalışmaları ile ün kazandı. İngiliz bilim insanı, bu atların yeleleri ve toynaklarının şekli arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bir teori ortaya koydu. Ayrıca, Darwin, başkır atının Rusya’daki varlığından da bahsetmekteydi ve Los Angeles’da insanların bu atları nasıl beslediğini anlatıyordu.

Siyular gibi pek çok Kızılderili kabilesi, başkır atlarını mistik canlılar olarak görüyorlardı. Bununla birlikte, pek çok Avrupalı sömürgeci de kıvır kıvır olan tüy ve yeleleri yüzünden bu atları çirkin hayvanlar olarak görüyorlardı.

Başkır atının görünümü ve mizacı

Açık ve net bir biçimde, başkır atının en göze çarpan özelliği kıvırcık ve dolgun tüy ve yeleleridir. Renk yönünden bakacak olursak, yeleleri bir, iki veya üç renge ve çeşitli desenlere sahip olabilir. Uzmanlar, eğer bir atın o meşhur “zebra çizgileri olan toynakları” varsa, o atı da başkır atı olarak sınıflandırıyorlar.

Tüyleri ve yelelerinin dışında, başkır atları, genellikle orta boylu, sert toynakları olan ve orantılı ve kaslı bir vücut yapısına sahip hayvanlardır. Kısa boylu da olabilirler ve boyları kısaldıkça oldukça çevikleşirler ve keskin ve net hareketleri vardır.

Genellikle kuyrukları vücutlarının en tepe kısmı kadar olacak şekilde yüksekte değildir ve kalçaları da özellikle geniş değildir. Bu özellikler onların oldukça dik bir postür yapısına sahip olmalarına yardımcı olur. Bunların yanında, koyu, badem şekilli gözleri vardır ve bu gözler de oldukça dikkat çekicidir.

Başkır atı, görüntüsüyle olduğu gibi, mizacıyla da son derece dikkat çekici bir yapıdadır. Bu tür, dengeli ve aktif kişilik yapısına sahiptir. Eğitim konusunda oldukça heveslidirler, öğrenmeye yatkındırlar ve son derece güvenilir hayvanlardır.

Başkır atları eğitim konusunda da çok hevesli ve çok uyumlu.

Diğer bütün atlar gibi, başkır atları da son derece zeki ve duyarlıdırlar. Bakımlarını yapan insanlarla yoğun bir bağ kurma yeteneğine sahiptirler ve diğer hayvanlarla ilişkileri konusunda da oldukça sosyal oldukları söylenebilir. Sağlık ile ilgili temel ilginin dışında, istikrarlarını korumak için yoğun fiziksel ve mental desteğe ihtiyaç duyarlar.

Neden kıvırcık yeleleri ve tüyleri var?

Bu özgün özelliğe bir genetik mutasyonun sonucunda sahip olmuşlar. Bu, çok büyük ihtimalle, türün kökenlerinin dayandığı coğrafyada, iklime uyum sağlamak amacıyla ortaya çıkmış bir karşılık şekli. “Kıvırcık” yeleleri, onları soğuktan koruyan yoğun ve ekstra bir giysi görevi görüyor.

Örneğin, ilginç bir biçimde, kısa tüy veya yeleleri olan başkır atlarının bu tüy ve yeleleri kıvırcık değil. Bu durumda, tüyleri ve yeleleri diğerlerine göre yine daha dalgalı ve daha yün gibi oluyor, ancak kıvırcıklaşmıyor. Genellikle, kıvırcık bölümler daha çok kulak çevresinde, dizlerinde, yelelerinde ve kuyruklarında görülüyor.

Başkır atlarında, yaz döneminde meydana gelen belirgin değişimleri görmek de oldukça yaygın bir durum. Daha kalın olan tüylerini döküyorlar ve sıcak havalar için daha hafif bir deriye sahip oluyorlar. Kış yeniden yaklaştığında da, bu tüyleri yeniden büyüyor ve soğuğa dayanmaları için tekrar en sıkı haline geliyor.

Tüylerinin ve yelelerinin bu özelliği, sadece ilginç görünmelerini sağlamakla kalmayıp onları tek hipoalerjenik at türü yapıyor. Bu durum, onları besleyen, binen veya çevrelerinde bulunan herhangi diğer bütün insanlar için çok önemli bir avantaj. Bu özellikleri, bu türü atlarla yapılan terapiler ve atlı sporlar için de harika bir seçenek haline getiriyor.