Hayvan Jenerasyonu Nedir?

07 Aralık, 2020
Yeni bir hayvan jenerasyonunun popülasyon üzerindeki etkileri nelerdir? Her jenerasyonda soy içi çiftleşme bir türü nasıl etkileyebilir?

Canlıları tanımlayan üç temel işlev vardır: Beslenme, ilişki ve üreme. Canlı bir organizmanın kendini geliştirmek ve sürdürmek için beslenmeye ihtiyacı vardır. Diğer bireylerle ve çevresiyle ilişki kurması ve aynı zamanda üreyip yavrular bırakması gerekir. Bu noktada, hayvan jenerasyonu olarak bildiğimiz şey, ebeveynlerinin üremesinden sonra bir popülasyonda ortaya çıkan varlık veya varlıklar kümesidir.

Görece basit görünse de, her yeni hayvan jenerasyonu, belki de ebeveynlerinin karşılaştıklarından farklı olarak büyük zorluklarla yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Bu nedenle, ebeveynlerinden aldıkları ve daha önceki nesillerden gelen genetik miras, hayatta kalmanın anahtarıdır. Bir hayvan jenerasyonunda yer alan her şeyi bilmek ister misiniz? Okumaya devam edin.

Baskın aleller ve resesif aleller

İki hayvan çiftleşip yavrular ortaya çıkardıklarında, bu yavruların hem annelerinin hem babalarının genetik özelliklerinin yarısını taşımalarını bekleriz. Başka bir deyişle, yavruların ikisi arasında bir karışım olmasını bekleriz. Bununla birlikte, çoğu zaman bir ebeveyne diğerinden daha çok benzeyen yavruları gözlemliyoruz, öyleyse bu neden oluyor?

DNA’nın içinde baskın aleller ve resesif aleller vardır. Bu aleller, bir genin farklı alternatifleridir. Bir hayvan jenerasyonu, ebeveynlerininkiyle hiçbir ilgisi olmayan fiziksel özellikler gösterebilir.

Örneğin, birkaç siyah tavşanın torunlarının beyaz tavşanlar olduklarını hayal edin. Burada ne olmuş olabilir? Belki de tavşanlarda siyah rengi kodlayan gen baskın bir aleldir. Tüy rengi geninde, ebeveynlerin bir baskın aleli ve bir çekinik aleli varsa, o zaman ortaya çıkacak olan siyah renktir.

Çoğaldıklarında, gametler (yumurtalar ve sperm) sadece çekinik aleli taşımaktadır. Bu nedenle, tavşan torunlarının beyaz olmaktan başka seçeneği kalmaz.

siyah ve beyaz tavşanlar

Şimdi tüm siyah ebeveynlerin ortadan kaybolduğunu hayal edin. Sebep ne olursa olsun, bu genetik bilgi kaybolacak ve geriye sadece beyaz tavşanlar kalacaktır. Ne yazık ki, karda yaşamadığınız sürece beyaz kürk en uygun kürk değildir. Bu örnek, genetik kaybın her bir hayvan jenerasyonunu nasıl etkilediğini ayrıntılı olarak açıklamaya hizmet eder.

Hayvan jenerasyonu, soy içi üreme ve nesli tükenmekte olan türler

Genetik çeşitlilik, türlerin hayatta kalmasının anahtarıdır. Bu nedenle, bireylerden oluşan bir nüfusun çeşitliliğinde bir azalma yaşadığında, yok olma riski daha yüksektir.

Bir popülasyonda bulunan alellerin sayısı, genetik çeşitliliğin bir ölçüsüdür. Ne kadar çok alel varsa, genetik çeşitlilik o kadar fazladır.

Bu alellerin popülasyonda ortaya çıkış sıklığı, genetik çeşitliliğinin boyutunu da etkiler, çünkü küçük spontan mutasyonlar zamanla alellerin çeşitliliğini artırabilir.

Her hayvan jenerasyonunda bu genetik çeşitlilik artabilir. Evrimsel zamana göre tahmin edilirse, gezegende yeni türlerin ortaya çıkmasının nedenlerinden biri budur.

Aynı soydan çiftleşmenin nedenleri

Hayvanların nesli tükenmekte olan türler listesine girmesinin nedenlerinden biri de soy içi çiftleşmedir. Gerçekte, gerçek nedenler ormansızlaşma, habitat kaybı, dağılma veya bir popülasyonun izolasyonuna neden olan gelişigüzel avcılıktır. Yani soy içi çiftleşme bu faktörlerin sonucudur.

İki tür soy içi çiftleşme türü vardır; biri rastgele veya kasıtsızken diğeri kasıtlıdır. İlk durumda, kardeşler veya ebeveynler ve çocuklar gibi yakın akraba olan hayvanların kasıtlı olarak çiftleşmesi, genetik çeşitliliğin şiddetli bir biçimde kaybına neden olur. Aynı zamanda genetik hastalıkların ortaya çıkmasına veya patojenlere karşı daha düşük dirence neden olur.

Bu tür soy içi çiftleşme, yaşayacak yerlerin olmaması nedeniyle bireylerin sayısının büyük ölçüde azaldığı yaban hayatı arasında meydana gelen türdür. Benzer şekilde, dağılma sonucu izole edilen hayvanlarda da görülür. Bu popülasyonlar yok olmaya mahkumdur.

Öte yandan, genetik sürüklenmenin bir sonucu olarak rastgele soy içi çiftleşme de mevcuttur. Genetik sürüklenme, doğal seçilimle birlikte evrimsel zaman boyunca alellerin sıklığında değişikliklere neden olan evrimsel bir güçtür.

Bir türün alel sayısı düşük olduğunda ve bir genin tüm alelleri aynı olduğunda, çevredeki herhangi bir müdahale onun yok olmasına neden olabilir. Bu nedenle, insanlar ekosistemlerinin herhangi bir yönünü bozduklarında bazı türler diğerlerinden daha hızlı yok olur.

Her hayvan jenerasyonu ile soy içi çiftleşmeyi önleme stratejileri

Doğada, iyi dengelenmiş ekosistemlerde, her türün kendi soyundan çiftleşmesini önlemek ve böylece her nesilde genetik çeşitliliği artırmak için kendi stratejileri vardır.

Aslanlar gibi bazı hayvan gruplarında anne tarafından gelen bir hiyerarşi vardır. İçerisinde, her jenerasyonun dişileri genellikle grup içinde kalır, ancak erkekler ayrılır.

Arada bir yeni bir erkek gelir ve dişilerin kızışması için yavruları öldürür. Bu davranış her ne kadar canavarca görünse de, popülasyona, türleri güçlendirecek yeni bir genetik yük sağlar.

Diğer durumlarda, yavruların ebeveynlerinden uzaklaşmak ve yeni çiftler yaratabilmek için gruptan ayrılmaları, soy içi çiftleşmeyi önlemenin anahtarıdır. Büyük göçler, kalabalık halde ve uzak mesafelere yayılma hareketin bir başka güzel örneğidir.

Sonunda, genetik olarak birbirinden çok farklı olan büyük birey grupları bir eş bulmak ve üremek için bir araya gelecekler.

hayvan jenerasyonu dna şeması

Habitatın yok edilmesi, birçok türün kurduğu bölgelerde bir azalmaya neden olur. Ek olarak, yeni yerleşecek yerler bulma ve böylece yeni bir genetik olarak farklı hayvan jenerasyonu yaratma olasılığı neredeyse yok olur.

Bir türün ortadan kaybolması tek bir nedenin sonucu değildir. Türleri öldüren şey ayrım göz etmeksizin avlanmak değil, daha ziyade, yaşanacak bir yerin olmaması ve yakın akraba olan bireylerin çiftleşmeye zorlanmasıdır.

  • Andersen, L. W., Fog, K., & Damgaard, C. (2004). Habitat fragmentation causes bottlenecks and inbreeding in the European tree frog (Hyla arborea). Proceedings of the Royal Society of London. Series B: Biological Sciences, 271(1545), 1293-1302.
  • Charlesworth, B., & Charlesworth, D. (1999). The genetic basis of inbreeding depression. Genetics Research, 74(3), 329-340.
  • Schultz, S. T., & Willis, J. H. (1995). Individual variation in inbreeding depression: the roles of inbreeding history and mutation. Genetics, 141(3), 1209-1223.
  • van Arendonk, J. (2015). Textbook Animal Breeding and Genetics for BSc students. Centre for Genetic Resources The Netherlands and Animal Breeding and Genomics Centre