Lithoredo Abatanica: Nehirlerin Yönünü Değiştirebilen Yumuşakça

27 Eylül, 2020
Amerikalı bir biyolojik araştırma ekibi, Filipinler'in Bohol adasındaki Abatan Nehri'nin yatağındaki kayalara delik açan ve gemi kurtlarıyla yakından ilişkili yeni bir yumuşakça türü keşfetti. Fakat bağırsak mekanizması aslında nasıl çalışıyor? Kayaların kendisinden nasıl besin elde edebilir?

Lithoredo abatanica, çok özel bir diyete sahip ilginç bir tatlı su yumuşakçasıdır. Araştırmacılar dünyada benzersiz olan bu hayvanların kireçtaşı tükettiğini ve onu kumtaşı olarak vücutlarından attığını gözlemlediler.

L. abatanica, gemi kurdu ailesinin bir üyesi olarak kabul edilir. Şimdiye kadar, uzmanlar gemi kurtlarını her zaman “ahşapla beslenen” türler olarak tanımladılar.

Gemi kurtları MÖ 4. yüzyıldan beri literatürde tanımlanmıştır ve denizcilerin “belası” olarak bilinirler. Günümüzde bile, ahşabın içine delik açma alışkanlıkları nedeniyle, teknelere ve rıhtımlara büyük miktarda zarar verebilirler.

Lithoredo abatanica ahşap yerine kireçtaşı yiyor

Diğer gemi kurtlarından farklı olarak, L. abatanica tatlı suda yaşar. Filipinler’deki Abatan Nehri yatağındaki kireçtaşı kayalarda varlıkları yalnızca son birkaç yılda kaydedilmiştir.

Tahta yerine kireçtaşını delmesi, bu tür gemi kurtlarını akrabalarından ayırmamızı sağlıyor. Taşı yuttuktan sonra bağırsaklarında biriktirip sonrasında öğütürler ve daha sonra ince taneli kum olarak dışarı atarlar.

eldivenle lithoredo abatanica insan

Bu “kaya solucanının” özellikleri o kadar benzersizdir ki, uzmanlar onu yalnızca yeni bir tür olarak değil, aynı zamanda teredinidae ailesi içinde yeni bir cins olarak sınıflandırmak zorunda kaldılar.

Lithoredo abatanica’nın kayayı yutarak delme tekniği, şimdiye kadar hayvanlar aleminde benzersiz olan şaşırtıcı bir mekanizmadır.

Gemi kurtları, yanıltıcı bir isim

Adlarına rağmen gemi kurtları solucan değildir. Yumuşakçalar, çeşitli istiridye türlerini de içeren bir grup olan Teredinidae ailesine ait bir tür çift kabukludur. Bu canlıların uzun, solucan benzeri vücutlarının bir ucunda çok küçük bir kabuğu vardır.

Bu yumuşakçaların kabuğu, uzun gövdesi için herhangi bir koruma sağlamaz. Bunun yerine, bir çift minik kabuk, kayanın yüzeyinde törpüleyebilecekleri bir araç olarak kullanabilecekleri şekilde gelişmiştir.

Bu kazma aleti, kireçtaşı delme görevine uyarlanmıştır ve düzinelerce minik dişten oluşur. Bu dişleri, yutulmaya hazır kireçtaşı parçalarını ezme işlemine başlamak için kullanırlar.

abatanica araştırmaları

İyi dostlarla yemek

1. L. abatanica, başka bir Teredinid olan Kuphus polythalamius ile akrabadır. Yaklaşık 150 cm boyundaki bu büyük canlılar çamurda yaşar. Araştırmacılar, onları Filipinler kıyılarında yaklaşık 3 metre derinlikte yaşarken buldular.

2. K. polythalamia oldukça nahoş bir ortamda yaşıyor. Çamur, organik madde bakımından zengindir ve sülfürden türetilen bir gaz olan hidrojen sülfiti büyük miktarlarda yayar.

3,K. polythalamia‘nın beslenme tekniği, besin elde etmek için solungaçlarında yaşayan iyi bakterileri – endosimbiyonlar – kullanmaktan ibarettir. Bu bakteriler sülfürü okside eder ve solucanın beslenebileceği bileşikler üretir.

Kireçtaşı yemenin anlamı nedir?

Araştırmacılar bu solucanların besinlerini kayadan aldıklarına inanmıyorlar. Bunun yerine uzmanlar, bu yumuşakçaların bazı bakteri türleriyle simbiyotik bir ilişkiden besin elde edebileceğini düşünüyor.

Solungaçlarında veya kumtaşı salgıladıkları sifonlarda yaşayan eşsiz bakteriler, onlara solucanın daha sonra kullanabileceği metabolik ürünler sağlıyor olabilir.

Uzmanlar ayrıca, bağırsaktaki kaya parçacıklarının, bir kuşun taşlığının çalışma şekline benzer şekilde, kril gibi yiyecekleri öğütmelerine yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor.

taş içine girmiş yumuşakça

Lithoredo abatanica, nehir ekosisteminin mühendisleri

L. abatanica‘nın kazma alışkanlığı, nehir ekosistemini şekillendirmede ve yeni habitatlar yaratmada önemli bir rol oynayabilir. Gemi kurtları söz konusu olduğunda, bu canlılar tarafından kazılan tünel labirentinin balıklara ve birçok deniz omurgasızına sığınak sağladığı bilinmektedir.

Bu anlamda, L. abatanica’nın ekolojik etkisi diğer teredinidlerinki ile tutarlıdır. Bunu doğrulayan iki faktör var:

  • Kayda değer anakaya kolonizasyonu: Uzmanlar, karmaşık yuva ağında yaşayan birkaç omurgasız takson buldular.
  • Bu kalsitli malzemenin yoğun parçalanması sonucunda parçalar Abatan Nehri kıyısına yayıldı.

Bu nedenle, L. abatanica‘nın varlığı, bir dizi farklı tür için habitat karmaşıklığını artırır ve muhtemelen Abatan Nehri’nin seyrini değiştirir.

Doğanın sırları

Bu yeni teredinid grubunun fizyolojisi söz konusu olduğunda hala pek çok gizem var. Birincisi, ekolojik alışkanlıklarını incelemek, çevrelerindeki diğer organizmaların oluşturdukları tünellere nasıl bağlı olduklarına dair bize çok şey söyleyebilir.

Bu kayalık yuvalar milyonlarca yıl korunabildiğinden, önemi çok büyük olabilir. Bu modern mühendisleri anlamak nehir ekosisteminin evrimine de ışık tutabilir.

Son olarak, L. abatanica‘nın özel kaya sindiren mikrobiyotiklere ev sahipliği yapıp yapmadığını keşfetmenin birçok biyoteknolojik uygulaması olabilir. Bu bilgi, ekonomik kalkınmayı destekleyen yeni bir ürün kaynağı da oluşturabilir.

  • Reuben Shipway, J., Altamia, M.A., Rosenberg, G., Concepcion, G., P., Haygood, M., G., Distel, D., L., (2019). A rock-boring and rock-ingesting freshwater bivalve (shipworm) from the Philippines Proc. R. Soc. B 286 (1905)
  • Distel, D. L., Altamia, M. A., Lin, Z., Shipway, J. R., Han, A., Forteza, I., … & Albano, J. (2017). Discovery of chemoautotrophic symbiosis in the giant shipworm Kuphus polythalamia (Bivalvia: Teredinidae) extends wooden-steps theory. Proceedings of the National Academy of Sciences, 114(18), E3652-E3658.
  • Altamia, M. A., Shipway, J. R., Concepcion, G. P., Haygood, M. G., & Distel, D. L. (2018). Thiosocius teredinicola gen. nov., sp. nov., a sulfur-oxidizing chemolithoautotrophic endosymbiont cultivated from the gills of the giant shipworm, Kuphus polythalamius. International journal of systematic and evolutionary microbiology, 69(3), 638-644.
  • Guerrero, R y Berlanga, M. (2007) La segunda Edad de Oro de la microbiología: de The Microbial World a Microbe. Sociedad Española de Microbiologia 43: 18-25