Güney Amerika Bölgesinin Sessiz Köpeklerini Keşfedin

17 Ocak, 2021
Hiç havlamayan bir köpek gördünüz mü? Kulağa garip birşeymiş gibi gelse de, havlamayan bazı dilsiz köpekler var. Size bu hayvanlar hakkında her şeyi anlatacağız.

Hiç havlamayan bir köpekle karşılaştınız mı? Hayır mı? İnanın ya da inanmayın, bu tür köpekler de var! Tuhaf görünse de, özellikle Güney Amerika bölgesinde, havlamayan bazı dilsiz köpek tür ve ırkları var. Bugünkü makalemizde size bunların hepsini anlatacağız.

Çoğu insan gibi, muhtemelen dilsiz köpek diye bir şey olup olmadığını hiç düşünmediniz ve bu tarz bir soruyla karşılaştığınızda da vermeniz gereken cevabın “evet” olacağını neredeyse kesinlikle ve hiçbir şekilde düşünmediniz. Öyleyse bugünkü yazımızda, bu sessiz köpekler hakkında nelerin bilindiğine birlikte bir göz atalım.

Dilsiz köpeklerin keşfi

Güney Amerika bölgesinin sessiz köpekleri.

Bilim insanlarına göre, dilsiz köpekler, kaideyi bir şekilde bozan istisnalardan ibaret değiller. Aslında, bu tür köpekler, düşündüğünüzden çok daha yaygındırlar. Bu konuyla ilgili yürütülmüş olan araştırmalar, bu türlerin çoğunluğunun Güney Amerika’da bulunabileceğini ortaya çıkardı.

Araştırmacılara göre, yerli Güney Amerika köpekleri, nasıl havlayacaklarını bilmiyor, sadece hırlıyorlardı. Sonuç olarak, bu türler, dilsiz olarak bilinmeye başladılar. Bu köpeklerin valığına ait 7. yüzyıldan kalma kayıtlar, onları Venezuela ve Küba gibi ülkelerde gösteriyor.

Daha sonra, bu köpekler, daha uzak ülkelere de yayıldılar. Aslında, Alaska gibi yerlerde ve ABD’nin güney kısımlarında da görülmüş olan dilsiz köpek vakaları da olmuştur.

Bu Güney Amerika köpek türleri zarif, kısa tüylü ve gururlu bir yapıya sahip bir ırktı. Bütün bunları, sadece köpekler hakkında bazı şeyler de yazan gezginlerin ve araştırmacıların günlükleri sayesinde biliyoruz. Bu ırkların heykellerini de Küba gibi Latin Amerika’daki bazı ülkelerde bulabilirsiniz.

Neden Güney Amerika bölgesinde ve her yerde dilsiz köpekler var?

Bu sessizlik, düşündüğünüz gibi, bir hastalığın ya da bazı genetik sorunların sonucu değildi. Bu durum, sadece, diğer köpeklerin yaptığı gibi ses çıkaramadığı anlamına gelecek şekilde, bu cinse ait bir tuhaflıktı.

Havlamak yerine sadece küçük hırıltılar yayabilmelerine rağmen, bu köpekler ideal arkadaşlardı. Oldukça popüler olan ve büyük ilgi gören bekçi köpekleri, av köpekleri ve aile hayvanlarıydı.

Görünüşe göre bu köpeklerin onlara havlamayı öğretecek ataları da hiç olmadı. Unutmayın ki, yavru köpekler de bebekler gibidir; bildikleri her şeyi ebeveynlerinden ve çevrelerinden öğrenirler.

Tarzan filmini hatırlıyor musunuz? Tarzan, goriller tarafından yetiştirildiği için nasıl konuşulacağını bilmiyordu ve ancak onların yaptıkları sesleri çıkararak iletişim kurabiliyordu.

Aynı şey dilsiz köpekler için de geçerli; nasıl havlayacaklarını bilmiyorlar çünkü onlara öğretecek kimseleri yoktu.

Dilsiz köpekler Güney Amerika bölgesinde ilk ne zaman keşfedildi?

Köpek türleri ve yaşadıkları yerler.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, ilk olarak Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde dilsiz köpekler keşfedildi. Ancak Şili’de bulunan kalıntılar ortaya çıkana kadar, kimse onların varlığından tamamen haberdar değildi. Araştırmacılara göre bu kalıntılar 8000 yaşının üzerindeydi.

Bu cinsi Güney Amerika’ya ilk kez Antillean kaşifler getirmiş olabilir. Daha sonra da, muhtemelen, dilsiz köpeklerin bugün hala bulunabildiği Küba ve Porto Riko’ya gittiler.

Küba’da yaşayan ilk İspanyollar, İspanyol ırkları ile yerli köpekler arasındaki farklılıkları karşılaştırabilmeleri için yanlarında köpek getirdiler. Ancak bu, birçok insanın İspanyol yerleşimcilerin gelmesinden önce ülkede dilsiz köpeklerin var olup olmadığını sorgulamasına neden oldu.

Bununla birlikte, araştırmacılar en az 3 farklı dilsiz köpek türü olduğunu tespit ettiler. Hatta İtalyan kaşif Kristof Kolomb, günlüklerinden birinde onlar hakkında da birşeyler yazdı.

Sonuç olarak, artık onlarla ilgili herşeyi biliyorsunuz. Günümüzde bir zamanlar olduğundan çok daha az yaygın olsalar da, gerçekten de havlamayan köpekler mevcut. Doğa bizi şaşırtmaktan asla vazgeçmeyecek, değil mi?