Fillerin Korunması: Yasa Dışı Avlanma İle Mücadele

27 Aralık, 2020
Murray ve ekip arkadaşlarının harika koruma projesi sayesinde yüzlerce fil yasa dışı avlanmaya karşı korundu.

Gallerli zoolog Nick Murray, 10 yıldan fazla bir süredir hayatını filleri kaçak avlanmadan korumaya adadı. Çok fazla çalışmanın ve çabanın ardından, o ve ekibi Afrika fillerinin kaçak avcılarını durdurmayı başardı. Murray ve ekibi bir şekilde fillerin korunması ile ilgili başarılı adımlar atabildi.

Ancak bu başarıya rağmen, koronavirüs salgını yüzünden turizmin azalmasıyla birlikte Nick, uzun yıllardır korumaya çalıştığı hayvanların hayatlarından bu sıralar tekrar endişe ediyor. Sizce o ve ekibi bu kadar çok filin ölümünü engellemeyi nasıl başardı? Daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin!

Fillerin korunması: Nick Murray ve vahşi yaşam tutkusu

Zoolog Nick Murray, Güney Afrika Üniversitesi’nde eğitimini tamamladı. Üniversitedeki ilk günlerinden beri vahşi yaşam için güçlü bir tutkusu vardı. Hatta bu nedenle 23 yılı aşkın süredir Zimbabwe’deki Zambezi Nehri boyunca kano rehberliği yapıyor.

BBC’ye söylediği gibi, zoolojiye karşı ilgisi ilk kez büyükbabası ona bir vahşi yaşam dergisi verdiğinde başladı.

Yaban hayat konusunda tutkulu olmasına rağmen, Murray’nin fillerin korunmasına yönelik kaygısı, hayatının en travmatik deneyimlerinden birini yaşadıktan sonra ortaya çıktı.

Yaklaşık 10 yıl önce Murray’nin gözlerinin önünde korkunç bir manzara belirdiğinde bir grup turiste rehberlik ediyordu. Rehberliği sırasında tesadüfen kaçak avcılar tarafından siyanürle zehirlenen bir sulama kuyusunun yanında 12 ölü filden oluşan bir hayvan grubu gördü.

Neyse ki oradaydı ve parkı koruyan yetkilileri bu konuda uyarabildi. Bu durumun sonucunda 11 kaçak avcı tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı. O andan itibaren Murray hayatını filleri kaçak avlanmadan korumaya adayarak geçirmeye karar verdi.

yığın halinde fil dişleri ve fillerin korunması

Mana Havuzları Milli Parkı

Murray Afrika’ya geldiğinden beri, Zimbabwe’deki farklı fil popülasyonları neredeyse yarı yarıya azaldı; bu sürede toplam fil sayısı yaklaşık 20.000’den 12.000’e düştü.

Resmi rakamlara göre 2008 ve 2009 fil avı için en kötü yıllardı. Bu süre zarfında, kaçak avcıların fillerin beslendiği ağaçları zehirlemek için siyanür kullanmaları çok yaygın bir hale geldi. Ancak bu korkunç av tekniğinin yeterince etkili olmadığını anladıklarında su kuyularını da zehirlemeye başladılar. Bu durumun hem bitki hem de hayvan yaşamı üzerinde yıkıcı etkileri oldu.

Bu korkunç eylem sadece filleri değil, su kuyusundan su içen tüm hayvanları öldürüyor. Dahası, bu tür zehirli alanlar leşle beslenen canlıları da çekiyor.

Fildişi ticaretinin önemi

Tahmin edebileceğiniz gibi filin dişlerinden oluşan fildişi, karaborsada çok yüksek fiyatlara satılabilir. Turizmdeki gelir azlığı yüzünden bazı yerliler hayatta kalmanın başka yollarını arıyor ve maalesef çoğu kaçak avcılığa başlıyor.

Ekolojik turizm, eğlenceli safariler ve Afrika’daki yaban hayatı korumaya yardımcı olan diğer tüm turistik faaliyetler yerel nüfusa gelir sağlıyor.

Bununla birlikte, koronavirüs ve beraberinde gelen hareket kısıtlılığı yüzünden birçok korumacı Afrika milli parkındaki fillerin güvenliğinin tehdit altında olduğunu söylüyor. Ancak şimdilik fil koruma projeleri sayesinde turizmdeki düşüş, kaçak avlanmada ciddi bir artışa yol açmadı.

Filleri kaçak avlanmadan korumak

Murray, eşi Desiree ile birlikte Zimbabwe’de yaşayan fillere odaklanan büyük bir vahşi yaşamı koruma projesini yürütüyor.

Bushlife Conservancy adlı program, aktif olarak kaçak avcılarla mücadele etmeyi içerdiği için çok karmaşık ve tehlikelidir. Bu kaçak avcılar, hayvanları öldürmenin yanı sıra, yollarına çıkan herkesi ortadan kaldırmaktan da çekinmeyecek insanlardır.

Bushlife Conservancy, park koruyucularına hayvanları koruyabilmeleri için silah sağlıyor. Ayrıca muhtemel tehditlere ve ani gelişen olaylara daha hızlı yanıt verebilmeleri için daha iyi araçlara da sahip oldular.

Projenin en ilginç kısmı boğa fillerinin izlenmesidir. Boğa filleri (erkek filler), sürülere istedikleri gibi katılıp ayrılma eğilimleri olan en büyük ve en güçlü erkeklerdir. Sonuç olarak, avlanma konusunda en yüksek riski taşırlar. Dahası, milli parkın sınırlarını terk etme ve kaçak avcıların bulunduğu alanlara girme eğiliminde olduklarını da söyleyebiliriz. Tekrar bahsetmemize gerek yok, bu filler devasa dişleri nedeniyle özellikle değerlidir.

Fillerin korunması: Avcılarla mücadelede teknoloji kullanımı

2018’den beri dokuz boğa filine GPS tasması takıldı ve 2020’de beş tane daha takılması planlanıyor. Sorun şu ki, bu tür bir izleme yöntemi son derece maliyetlidir. Her tasmanın maliyeti yaklaşık 5.000 ABD dolarıdır ve bu koruma kuruluşu yalnızca özel bağışlarla finanse edilmektedir.

Neyse ki, Murray ve ekibinin çalışmaları Sir David Attenborough’nun dikkatini çekti. Hatta Murray, Attenborough’un son iki belgeselinde rehber ve danışman olarak görev almıştır.

Bushlife Conservancy, filleri kaçak avlanmadan korumanın yanı sıra diğer hayvanları korumak için de projeler yürütmektedir. Örneğin her ikisi de ciddi şekilde tehdit altında olan vahşi Afrika köpeği ve pangolin, tıpkı filler gibi korunmaya çalışılıyor.

fili avlamaya çalışan avcı nişan alıyor

Murray’ninki gibi projeler sayesinde, Afrika’daki vahşi yaşam ikinci bir şansa sahip olabilir. Yıllardır insanların hırsı yüzünden ciddi zararlar gören vahşi yaşam bu tür projelerle korunabilir.

  • de Sales, A. R., Anastácio, R. S. S., & Pereira, M. J. (2020). The African Elephant (Loxodonta africana): Mini-Review of an Endangered Species. Natural Resources, 11(8), 317-350.
  • Leader-Williams, N., Smith, R. J., & Walpole, M. J. (2001). Elephant hunting and conservation. Science, 293(5538), 2203-2204.
  • Murray, M. (October, 2020). Elephants: ‘My mission to stop poachers in Zimbabwe’. BBC News. Disponible en: https://www.bbc.com/news/uk-wales-54552670