Beyaz Başlı Marmoset ve Alışkanlıkları

09 Aralık, 2020
Beyaz başlı marmoset, dünyada eşi benzeri olmayan bir primattır. Maalesef ki doğal yaşam alanlarının yok edilmesi ve illegal hayvan ticaretinin nüfuslarını azaltması sebebiyle kritik olarak tehlike altındalar.

Beyaz başlı marmoset (Saguinus oedipus), Callitrichidae familyasından ornitorenk primatının bir türüdür. Bu hayvanın dağılımı, Kolombiya Karayip kıyıları tarafından sınırlandırılan küçük bir orman alanıyla kısıtlanmıştır.

Bu hayvanın birçok ismi vardır ve pamuk başlı tamarin de bu isimlerden biridir. Genellikle isimler, bu türlerin en ayırt edici özelliklerine değinir: tepelerindeki ve yelelerindeki beyaz renk.

Bu küçük maymunu nasıl tanırız?

Bu primatın en çarpıcı kısımları boyutu ve rengidir. Bu maymunlar oldukça küçüktür ve yetişkin bir maymun 0.5 kilogramdan daha az bir ağırlıktadır. Ayrıca kafalarının her iki yanında gümüş renginde saçları vardır. Benzer şekilde yüzleri tüysüzdür ve ciltleri ise siyah rengindedir.

Kolları ve bacakları ağırlıklı olarak beyaz veya sarımsıyken; sırtları daha çok siyah veya kahverengidir. Ek olarak popo ve iç uylukları kırmızımsı-turuncu renktedir ve kuyruk tabanı da siyahımsıdır.

Benzer şekilde callitrichids türünü diğer maymunlardan ayıran asıl özellik, pençeler yerine tırnaklara sahip olmalarıdır. Bir diğer ayırt edici özellik ise çenelerinin her iki tarafında üç yerine iki adet azı dişinin bulunmasıdır. Ayrıca kuyrukları bedenlerinden biraz daha uzundur ve kuyruklarını bir şeyleri tutmak amacıyla kullanamazlar.

İki beyaz başlı marmoset dala tutunuyor.

Beyaz başlı marmosetin yaşam alanı ve coğrafi dağılımı

Beyaz başlı marmoset, Kolombiya’ya özgü bir hayvandır. Esas olarak, kuru ormanın korunması için ayrılmış 4300 hektarlık bir kalıntı ormanda yaşar. Bu cinsin ayrıcalıklı yaşam alanı, Kolombiya Karayiplerindeki Departmento del Atlantico’nun başkenti olan Barranquilla yakınlarındaki San Juan Nepomuceno belediyesinde yer alır.

Bu küçük maymun, tropikal yağmur ormanlarının ve yaprak döken kuru ormanın üst tabakasında oturan, ağaçta yaşayan bir türdür. Ek olarak marmoset, ikincil veya kalan ormanın dar arazilerine veya toprak parçalarına uyum sağlar ve nispeten örselenmiş habitatlarda yaşayabilir.

Beyaz başlı marmosetin üremesi ve ortalama yaşam süresi

Bu maymun tek eşli bir üreme sistemine sahiptir. Aslında yılda iki kere tek yumurta ikizlerine doğum yaptığı bilmek şaşırtıcıdır. Dahası yetiştirme yöntemi, diğer birçok primatta mevcut olmayan uygulamalı bir iş birliğidir.

Bu tip yetiştirme, ailede kalan ve kendilerini çoğaltmak yerine ebeveyn deneyimi kazanan yetişkin “yardımcıları” kapsar. Bu uygulama, tüm primatların en yüksek üreme potansiyeli ile sonuçlanır.

Yapılan araştırmalara göre bu cins, mevsimsel üreme gerçekleştirir: dişiler, sadece Ocak’tan Şubat’a kadar hamile kalır ve emzirir. Tüm bunlara ek olarak gebelik, yaklaşık 140 gün sürer ve koruma altındaki ortalama yaşam süresi ise yaklaşık 25 yıldır.

Beyaz başlı marmoset, çoğunlukla böcekçil ve meyvecildir. Böcekler, beslenmelerinin %40’ını oluştururken meyve tüketimi %38 oranındadır.

Bazı çarpıcı sosyal uygulamalar

Marmoset, 19 kişiye kadar gruplar halinde yaşar ve günlük alışkanlıklarını uygular. Çoğunlukla gruplar, çiftleşmiş bir baskın çift ve her iki cinsiyetten bir ila yedi genç birey olmak üzere astlardan oluşur.

En nihayetinde bu ast üyeler, küçük gruplar oluşturur ve ana grubun menzilinin içine ve dışına göç eder. Her grup için ev aralıkları, 17 ila 25 dönüm arasında değişmektedir.

Beyaz başlı marmoset maymunu, yaşadığı bölgeyi koruma davranışı sergileyen bir cinstir ve bölgesini belirlemek için kokusunu kullanır. Bununla birlikte üyeler, diğer gruplarla temasa geçtiklerinde fiziksel temas yerine, bölgesel örnek olarak sırtlarını ve genital bölgelerini göstererek diğer grubu tehdit edeceklerdir.

Dal üzerinde bir marmoset.

Kritik olarak tehlike altındaki bir primat

Beyaz başlı marmoset nüfusu, tahminler cinsin azaldığını gösterse de şu anki sayısı hala belirsiz. Bu, son üç kuşakta (18 yıl) %80’den fazlasının, habitatlarının yok olması nedeniyle öldüğü anlamına gelir.

Ne yazık ki bu habitat alanı, yoğun sömürgeye ve orman kaybına maruz kalmaktadır. Daha 1978 yılındayken tahminler, türlerin orijinal dağılımının %75’inin tarım ve otlatma faaliyetleri nedeniyle azaldığını gösterdi. Bu nedenle türleri yok olmaktan kurtarmak adına bazı istisnai koruma çabaları göstermemiz gerekiyor.