Nesli Tükenen Türleri Geri Getirmek Mümkün Müdür?

24 Aralık, 2020
Şu andaki mevcut imkanlarımız dahilinde, nesli tükenmiş hayvanların genetiğinin birebir aynısına sahip canlı türler yaratmaya yarayan bir teknik yok. Bu organizmalar ancak, soyundan geldikleri nesli tükenmiş türlere çok yakın genlere sahip olabilir.

Biz insanların nesli tükenen türleri geri getirmek istememizin sebebi, onların kaderini çok acımasız bulmamızdır. Ancak bu norm, yaşamın ilk zamanlarından beri gezegenimizin tarihi boyunca devam eden bir mevzu olmuştur. Hatta türlerin çeşitliliğindeki küresel düzeyde olan bu azalma, daha küçük fenomenlerin yerel düzeyde yarattığı bazı kitlesel kayıplara bağlıdır. 

Bu yüzden nesli tükenen türlerin yerini, devamlı kendini dengeleme halinde olan ekosistemin kaynaklarını kullanmaya daha uygun ve daha iyi özelliklerle donanmış türler alıyor. Maalesef insanların dünyadaki her şey üstünde hüküm kurmaya çalışması ve dolaylı ya da direkt olarak ekosisteme devamlı müdahale etmesi, birçok türün neslinin tükenme sürecini hızlandırıyor.

Bu da ilginç bir soruyu doğuruyor: nesli tükenen türleri geri getirmek için çabalamalı mıyız? Bu konu hakkında daha fazlasını ve bunun etik yönünü öğrenmek için okumaya devam edin.

Nesli tükenen türleri geri getirmek hangi mantığa dayanır?

Bilimsel sektörün son yıllarda dünyaya yaptığı müdahalelerden bir yenisi olan tükenen nesli geri getirme adını verdiği oldukça enteresan bir uygulama var. Bu girişim, nesli tükenmiş bir hayvan türünü ya da bu türe benzeyen bir organizmayı genetik yöntemler kullanarak yeni baştan yaratma işlemine dayanır.

Bu mümkün müdür?

Elbette nesli tükenen türleri geri getirmek için gereken teknolojiye şu anda sahibiz. Hatta bunu yapmanın üç yolu bulunmaktadır:

  1. Klonlamak
  2. Genetik mühendislik
  3. Seçici üreme ya da stratejik çiftleştirme

Klonlamada, nesli tükenen hayvanın hücre çekirdeği konakçı bir türün döllenmemiş yumurtasına yerleştirilir. Yani bilim insanları hücreyi bir taşıyıcıya implantasyon yoluyla yerleştirir. Belki duymuşsunuzdur, bu yöntemi 1996 yılında Dolly adındaki bir koyunu klonlamak için kullanmışlardı. Pirene dağ keçisini de 2009 yılında aynı yöntemle klonlamışlardı fakat keçinin ömrü 10 dakika sürmüştü.

Yani teorik olarak, dişi fil yumurtasının hücre çekirdeğinin yerine yünlü mamut hücresinden alınan hücre çekirdeği koyulabilir. Basit bir anlatımla, bu yöntemde filin genetik kodu mamutun genetik koduyla değiştirilir.

Elektrik titreşimiyle hücrelerin çoğalması sağlanır ve her şey yolunda giderse embriyo oluşmaya başlar. Daha sonra bu embriyo dişi file yerleştirilerek gerisi doğal gebelik sürecinin seyrine bırakılır.

nesli tükenen türleri geri getirmek için anket

Diğer iki yöntem

Bilim insanları, nesli tükenen bir hayvanın DNA dizilimindeki bazı parçaları kurtarır ve aradaki boşlukları (kayıp dizileri) aynı soydan gelmiş yaşayan bir türün DNA bilgisiyle doldurarak genetik mühendislik yapılır. Bu alternatif, hedefe yönelik DNA yerleştirilmesine dayanan CRISPR sisteminin ortaya çıkmasıyla daha da geliştirilmiştir.

Diğer yöntemde ise bilim insanları, nesli tükenen türlerin yaşayan yakın akrabalarının bazı özelliklerini seçerek ayırır ve seçici üreme ya da stratejik çiftleştirme yöntemiyle bu yaşayan örnekleri nesli tükenen atalarına benzeyene kadar üretme ve çiftleştirme işlemine devam eder.

Nesli tükenen türleri geri getirmek için araştırmacılar bu yöntemlerin bir kombinasyonunu uygular.

Nesli tükenen türleri geri getirmek için halihazırda devam eden projeler var mı?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi; posta güvercini, yünlü mamut ve Rheobatrachus kurbağasını geri getirmek için şu anda devam eden projeler mevcut. Günümüzde bahsettiğimiz hayvan türleri dışında da başka sembolik türler üzerinde yapılan çalışmalar var. Bunlar arasında Moa kuşu, Carolina papağanı ve Çin nehir yunusu bulunmaktadır.

Ayrıca Güney Afrika zebra türlerinin alt türlerinden olan “quagga”yı (Equus quagga) geri getirmek için de yürütülen bir proje var. Bu proje orijinal olana morfolojik olarak yakın bir zebra nüfusu üretmeyi hedefliyor. İlk olarak 1987’de başlattıkları bu girişimde, 2005 yılına ulaştığımızda beşinci nesil hayvanların fark edilir quagga özellikleri olduğu görülmüştür.

Nesli tükenen hayvanları geri getirmek iyi bir fikir mi?

Tüm tartışmaya açık konularda olduğu gibi bu konu hakkında da karşıt görüşler var. Destekleyen insanlar, insan müdahalesi yüzünden yeryüzünden silinen bu hayvanları geri getirmeye karşı bir sorumluluğumuz olduğunu savunuyor.

Örneğin; posta güvercini, Steller deniz ineği ve dodo kuşunun avlanma, yaşam alanının tahrip edilmesi ve insan kaynaklı hastalıklar yüzünden nesli tükenmiştir. İnsanlar olmasaydı bu hayvanların hala yaşıyor olabileceğini savunanlar var. 

Dahası, bazı uzmanlar bunun biyolojik çeşitliliği arttırmanın bir yolu olabileceğini de vurguluyor. Örneğin, yünlü mamut gibi otlayan büyük otçul hayvanlar sayesinde toprak kalitesinin artabileceğini; Siberya tundrasındaki kurak bölgelerin verimli otlak alanlara dönüşebileceğini iddia ediyorlar.

Nesli tükenen türleri geri getirmemek için sebepler

Nesli tükenen türleri geri getirmeye karşı argüman üretenler, bu tekniklerin mevcut türleri koruma programlarının kaynaklarını tüketeceğini söylüyor. Bu şekilde daha çok hayvan türünü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakabileceğimiz konusunda uyarıyorlar.

Buna ek olarak, geri getirilen türlerin vahşi doğada hayatta kalamama ihtimalleri de var. Bunun sebebi, eski yaşam alanlarının artık olmamasıdır. Yani bu hayvanlar kendilerini mevcut avcılardan koruyabilecek savunma mekanizmalarına sahip olmayabilir.

Dahası, bağışıklık sistemleri de yeni hastalık yapıcı patojenlerle mücadele etmekte yetersiz kalabilir. Bu hayvanlar bazı parazitlere maruz kaldığında başka türlere de hastalık bulaştırabilir ve bu da mevcut ekosistem üzerinde olumsuz bir etki yaratır.

doğal yaşam alanında dolaşan bir mamut

Kısacası, bu tartışmayı kimin kazanacağı belli değil. Özellikle de soy tükenmesi üzerinde yapılan araştırmaların bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var, o da gelecekte zor kararlar vermek zorunda kalacağımız. Peki siz ne düşünüyorsunuz?