Evcil Hayvanlarda Solunum Güçlüğü: Dispne

04 Aralık, 2020
Boğulma hissi ve havasızlık, var olan en kötü deneyimlerden biridir. Özellikle de neler olduğunu anlamayan bir hayvan için bu durum daha da streslidir.

Evcil hayvanlarda solunum güçlüğü, nefes darlığı yaratan bir solunum sorunudur. Solunumun yetersizliğinden kaynaklanan rahatsızlık hissine yol açar. Ancak kandaki oksijen seviyesinin yetersizliği veya yüksek karbondioksit oranı da bu rahatsızlığa neden olabilir.

Her iki durumda da evcil hayvanlarda nefes darlığı ciddi bir sorundur ve solunumla ilgili acil bir durum olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle, bu patolojiye sahip hastaların hemen farkına varılması önemlidir. Bir acil serviste bu sorunu yaşayan hayvanı gözlem altında tutmak ve solunum sisteminin fiziksel muayenesini yapmak en yararlı tanı koyma yöntemlerinden biridir.

Solunumu Gözlemlemek Çok Önemlidir

Nefes darlığı olan hayvanlar, hızlı soluk alıp verme ve nefes almak için gösterdikleri çaba ile fark edilebilir. Bu, boyun veya karın kasları gibi ikincil solunum kaslarının ani tutulmasından kaynaklanmaktadır. Bu da solunumu, pasif olmaktan daha aktif hale getirir. Ancak bu solunum çabası her zaman nefes darlığı oldu anlamına gelmez.

Bununla birlikte, bu paradoksal solunum güçlüğünün varlığına işaret eder. Nedeniyse, göğüs ve karındaki solunum hareketlerinde senkronizasyon kaybının yaşanmasıdır.

hayvanlarda solunum güçlüğü

Solunum güçlüğü olan bir hastayı nasıl tanıyabiliriz?

En belirgin özelliklerinden biri de hava akışını kolaylaştırmak için hayvanın duruşunu ona göre ayarlamasıdır. Örneğin:

  •  Ağızdan nefes almak,
  •  Soluk borusunu (Trakea) düzeltmek için boynu esnetmek ve kafayı kaldırmak,
  •  Ortopneik bir pozisyon benimsemek, yani “nefesi darlığını düzelten” bir yatış pozisyonu benimsemek.

Önceki iki semptomun yanı sıra, hayvan göğüs kafesinin sıkışmasını en aza indirmek için ayağa kalkıp dirseklerini açmayı tercih eder. Bu duruşu sınırlayan herhangi bir kısıtlama nefes darlığını kötüleştirebilir ve dezavantajlara yol açabilir.

İkinci Adım: Fiziksel Muayene

Solunum güçlüğü çeken bir hayvanda kontrol edilmesi gereken ilk şeylerden biri mukozanın rengidir. Siyanoz (morarma), solunum sistemi sorunu hakkında önemli bilgiler sağlayabilir. Ancak bu, yalnızca çok ciddi şekilde etkilenen hastalarda görülür.

Bu nedenle, mukozanın renginin pembe olması bizi her şeyin yolunda olduğu hissine kapılmamızı sağlayıp yanıltmamalıdır.

Bir sonraki adım, hayvanın solunum ve kardiyovasküler sistemlerini derinlemesine incelemektir. Göğüs kafesi ve soluk borusunun stetoskop ile muayenesi sırasında hırıltı, çıtırtı veya diğer anormal sesler duyulabilir:

Hırıltı olarak bilinen ıslık sesi, hava yollarının daralmasıyla ilişkilendirilir. Nefes alma sırasında meydana gelirse üst solunum yolu hastalıklarından şüphelenilmelidir. Nefes verme sırasında ortaya çıkarsa, genellikle alt solunum yolu problemlerinden kaynaklanmaktadır.

Akciğerlerde duyulan çıtırtı sesine benzeyen anormal solunum sesleri veya Krepitasyonlar ( Akciğerlerde yaş rallerde veya derialtı amfizeme basılmasıyla duyulan ses) genellikle solunum yollarında sıvı varlığını gösterir. Bu seslere neden olan sıvıdaki hava kabarcıklarıdır.

Akciğer veya kalp sesleri boğuksa ya da hiç duyulmuyorsa, plevral boşlukta bir sorun olma ihtimali düşünülmelidir.

Neden kardiyovasküler sistem de incelenmeli? Çünkü konjestif kalp yetmezliğinde olduğu gibi solunum güçlüğünde de kaynağı olabilir.

Hasta Nasıl Stabil Tutulabilir?

İlk reaksiyon, fiziksel muayene sırasında bile solunmuş oksijenin artırılmasını hedeflemelidir. Tavsiye edilen, daha fazla işlem yapmadan önce hayvanın oksijenli bir ortamda kısa süre dinlenmesine izin verilmesidir.

Kliniğe geldikten sonra sakinleşmelerini sağladığından dolayı bu, özellikle kediler için önemlidir. Aslında, kapsamlı bir inceleme, yalnızca hayvanın sıkıntısını ve dolayısıyla nefes darlığını şiddetlendirmeyeceğinden emin olunduğunda yapılmalıdır.

Oksijen tedavisi, evcil hayvanlarda nefes darlığını gidermenin en önemli yöntemlerinden biridir.

Oksijen tedavisinde çeşitli yöntemler kullanabilir:

  • Bir maske aracılığıyla; herhangi bir hasta yatış pozisyonunda oksijeni solur.
  • Oksijen tüpünü doğrudan hayvanın burun deliklerinin veya ağzının yakınına yerleştirerek kullanmak. Benzer bir etki sağlar, ancak hayvan için çok daha az streslidir.
  • Oksijen kafesleri kullanmak, hastayı izole eder ve fiziksel teması engeller. Veterinerler, insan pediyatri tarafından bağışlanan kuvözleri kullanır.
  • Nazal (burundan) oksijeni uzun süre kullanmak. Büyük ırklarda işe yarar, ancak brakisefalik (kısa kafalı) ırklarda sorunlara neden olurlar.

Veteriner hekimlerin belirli duruma ve hatta türe göre uyarlayabileceği başka birçok teknik vardır. Örneğin, oksijen cihazı ile birlikte bir köpek konisinin kullanılması, bir tür özel alan yaratır.

Solunum yollarının kurumasını önlemek için uzun süreli oksijen tedavisi ile nemlendirilmelidir. Solunan havayı ısıtan ve nemlendiren özel üniteler bulunmaktadır.

Son olarak, oksijen zehirlenmesi riski de vardır. 12 saatten fazla bir süre yüksek miktarda oksijen uygulandığında meydana gelir ve bu akciğerlere zarar verir.